İsa Mesih nereye inecek? Kayseri’de bir gencin günlüklerine sızan umut ve kırılganlık
Kayseri’de akşamlar hep biraz sert gelir. Rüzgâr, Erciyes’in üzerinden aşağı inerken sanki insanın içini de beraberinde sürükler. Ben 25 yaşındayım. Günlük tutuyorum. Bazen bir şeyleri hatırlamak için, bazen de unutamadıklarımı biraz daha yavaş unutmak için.
O gün de defterimi açtım. Kalem elimdeydi ama yazmak istemiyordum. Çünkü içimde bir ağırlık vardı; adı yoktu ama tanıdıktı. İnsan bazı duyguları isimlendiremez ama onları yıllardır tanıyormuş gibi hisseder ya… işte öyleydi.
Defterin ilk satırına istemsizce şu cümle döküldü:
“İsa Mesih nereye inecek?”
O an durdum. Kalem havada asılı kaldı. Sanki soru bana ait değilmiş gibi hissettim. Ama aynı zamanda en çok bana ait olan şey de oydu.
Bir akşamın içine sızan soru
O gün Kayseri’de hava erken kararmıştı. Sokaktan geçen arabaların farları, odamın camına vurup kayboluyordu. Dışarıda hayat devam ediyordu ama benim içimde bir şeyler yerinden oynamıştı.
Telefonum çaldı. Arkadaşım yazmış:
— “Ne yapıyorsun?”
Ekrana uzun uzun baktım. “Hiç” yazdım. Sonra sildim. “Düşünüyorum” yazdım. Onu da sildim.
Sonunda sadece:
— “Bilmiyorum.”
Bazen en doğru cevap bu oluyor. Özellikle de insanın içinde “İsa Mesih nereye inecek?” gibi bir soru dönüyorsa.
Cevap beklemedim. O da yazmadı zaten.
Ama o an fark ettim: Ben sadece bir soru sormuyordum. Bir şey arıyordum. Belki umut, belki anlam, belki de sadece bir işaret.
Kayseri’de yalnızlık ve kalabalığın aynı anda var olması
Kayseri garip bir şehir. Hem çok kalabalık hem çok sessiz. İnsanlar çok konuşur ama kimse gerçekten ne hissettiğini anlatmaz.
O akşam dışarı çıktım. Montumu giydim, kapıyı kapattım. Sokakta yürürken kafamın içi daha da gürültülüydü.
Bir pastanenin önünden geçtim. Camın arkasında insanlar çay içiyordu. Gülüyorlardı. Ben de gülebilirdim aslında. Ama içimdeki ağırlık gülmeye izin vermiyordu.
İç sesim konuştu:
— “İsa Mesih nereye inecek diye düşünüyorsun gerçekten mi?”
Cevap verdim:
— “Evet.”
— “Neden?”
— “Bilmiyorum.”
Bazen insanın en dürüst hali “bilmiyorum” dediği andır.
O gece yürürken şunu hissettim: Sanki herkes bir şey biliyor da ben dışarıda kalmışım gibi. Ama sonra düşündüm, belki de kimse gerçekten bilmiyor.
Bir bankta başlayan iç konuşma
Şehir merkezinde bir bankta oturdum. Yanımda geçen insanlar vardı ama sanki hepsi başka bir hikâyenin içindeydi.
Defterimi açtım tekrar. Yazmaya başladım:
“Eğer bir gün gerçekten bir iniş olacaksa… İsa Mesih nereye inecek?”
Kalemi bastırdım. Mürekkep sayfaya yayıldı.
O an gözümün önüne bir sahne geldi. İnsanlar bekliyordu. Ama bu bekleyiş sıradan bir bekleyiş değildi. İçinde umut vardı. Kırık dökük ama hâlâ yaşayan bir umut.
Ben de bekleyenlerden biriydim sanki.
Ama neyi beklediğimi tam bilmiyordum.
Bir çocuk bisikletle geçti önümden. Düştü. Kalktı. Gülerek devam etti. O an içim acıdı. Çünkü ben bazen düşsem kalkmayı unutuyordum.
İç sesim yine araya girdi:
— “Belki de iniş dediğin şey gökten değil, insanın içinden olur.”
O cümle beni uzun süre susturdu.
Evde yalnızlıkla yüzleşmek
Eve döndüğümde saat geç olmuştu. Annem mutfakta bir şeyler yapıyordu. Bana “aç mısın?” diye sordu.
— “Yok” dedim.
Oysa açtım. Ama o an yemek yemek bile gereksiz geliyordu.
Odamda ışığı açmadım. Sadece pencerenin kenarında oturdum. Şehir ışıkları uzaktan titriyordu.
Defterimi tekrar açtım.
“İsa Mesih nereye inecek?”
Bu kez daha yavaş yazdım. Sanki soruyu yumuşatmak ister gibi.
İçimde bir hayal kırıklığı vardı. Hayatın beklediğim gibi olmamasıyla ilgiliydi bu. İnsan büyüdükçe bazı şeylerin netleşeceğini sanıyor ama tam tersi oluyor. Her şey daha bulanık hale geliyor.
Bir zamanlar çok net hayallerim vardı. Şimdi ise sadece hislerim var. Onlar da sürekli değişiyor.
O gece kendime şunu itiraf ettim:
Ben aslında güçlü değilim. Sadece alışmışım.
Rüya gibi bir sahne: Bekleyen insanlar
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: İsa hangi ülkede öldü ?
O gece uykuya dalmadan önce garip bir sahne hayal ettim.
Geniş bir alan vardı. İnsanlar sessizce bekliyordu. Gökyüzü ağırdı ama korkutucu değildi. Daha çok “bir şey olacak” hissi vardı havada.
Birisi fısıldadı:
— “İsa Mesih nereye inecek?”
Kimse cevap vermedi. Ama kimse de soru sormayı bırakmadı.
Ben de oradaydım. Ama kalabalığın içinde bile yalnızdım.
O an içimde hem umut vardı hem korku. Umut, çünkü bir şeylerin değişebileceğine inanmak istiyordum. Korku, çünkü değişimin ne getireceğini bilmiyordum.
Rüyada bile beklemek yorucuydu.
Sabahın gerçeğe çarpan yüzü
Sabah uyandığımda ilk hissettiğim şey yorgunluktu. Sanki gece uyumamışım gibi.
Pencereyi açtım. Erciyes uzakta duruyordu. Hiçbir şey söylemiyordu ama varlığı bile ağırdı.
Kahvaltı masasında annem gazete okuyordu. Babam çay içiyordu. Hayat normaldi. Ama benim içimde hâlâ o soru vardı:
“İsa Mesih nereye inecek?”
Kendi kendime güldüm. Ama bu gülüş mutlu bir gülüş değildi. Daha çok şaşkın bir kabullenişti.
İç sesim:
— “Dün geceyi büyütüyorsun.”
Ben:
— “Belki de küçültmek istemiyorum.”
Bir arkadaşla kısa ama anlamlı bir konuşma
O gün öğleden sonra bir arkadaşım geldi. Oturduk, çay içtik.
O bana hayatından bahsetti. İşinden, planlarından, sıradan şeylerden.
Sonra bir an durdu ve bana baktı:
— “Sen yine dalgınsın.”
Cevap vermek istedim ama veremedim.
O an içimdeki cümle boğazıma takıldı:
“İsa Mesih nereye inecek?”
Söylemedim tabii. Ama gözlerimden geçtiğini hissettim.
Arkadaşım güldü:
— “Yine fazla düşünüyorsun.”
Ben de güldüm. Ama içimden.
Çünkü biliyordum, bazı düşünceler fazla değil, sadece derin.
Umutla kırılganlık arasında
Akşam olduğunda yeniden yalnızdım. Ama bu kez yalnızlık daha farklıydı. Daha tanıdık.
Defterimi açtım. Bu kez uzun yazmadım.
Sadece şunu yazdım:
“Belki de cevap gökten değil, insanların birbirine bakışında saklıdır.”
Kalemi bıraktım.
İçimdeki hayal kırıklığı yavaşça yerini küçük bir umuda bıraktı. Büyük bir umut değildi bu. Bağırmıyordu. Sadece sessizdi.
Ama yeterliydi.
Çünkü bazı geceler insanın ihtiyacı olan şey büyük cevaplar değil, küçük bir ihtimaldir.
Son satır: Beklemeyi öğrenmek
Şimdi bu satırları yazarken Kayseri yine sessiz. Dışarıda rüzgâr var. Erciyes yine orada.
Ve ben hâlâ aynı soruyu hatırlıyorum:
“İsa Mesih nereye inecek?”
Belki bir yere inmeyecek.
Belki de inmek dediğimiz şey, bizim içimizde başlayan bir şeydir.
Bilmiyorum.
Ama artık bilmiyor olmak eskisi kadar korkutmuyor.
Çünkü bazen insan, cevap bulduğunda değil, beklemeyi öğrendiğinde değişiyor.
Pencereuzmani olarak “İsa Mesih nereye inecek” konusunda sizlere faydalı olabildiğimizi umuyoruz. Diğer içeriklerimizi de incelemeyi unutmayın!